İslami Miras (Ferâiz) Hesaplayıcı

Nisâ suresindeki belirlenmiş paylar — eş, çocuklar ve ana baba için; kesirler bire tamamlanmadığında uygulanan iki düzeltmeyle birlikte.

Sağ kalan vârisler

Paylar

En az bir vâris gir.

Eş, oğullar, kızlar, baba ve anneyi kapsar. Dede-nine, kardeşler, torunlar ve uzak asabe paylaştırılmaz; çünkü bunların hacb kuralları, basitleştirilmiş bir aracın sessizce yanlış yaptığı biçimde birbirine girer.

Bu hesaplayıcı eğitim amaçlıdır. Kur’an’da belirlenmiş paylar üzerinde bir hesaptır; hukuki bir hüküm değildir, hukuki ya da mali danışmanlık da değildir. Gerçek bir terekede borçlar, vasiyet ve ortak mülkiyet vardır; yaşadığın ülkenin medeni hukuku da terekeyi burada görünen paylardan farklı bölüştürebilir. Bunu bölüşümün şeklini anlamak için kullan; asıl paylaşımı ehil bir âlime, tereke büyükse bir avukata götür.

Bu hesaplayıcı neyi kapsar, neyi kapsamaz

Kur’an, ana babanın ve yakınların bıraktıklarından “az veya çok” erkeklere de kadınlara da pay verir (Nisâ 4:7). Bu hesaplayıcı terekeyi ölüye en yakın vârisler arasında paylaştırır: koca ya da en fazla dört eş, oğullar, kızlar, baba ve anne. Kardeş sayısını yalnızca iki ve üzeri kardeş annenin payını düşürdüğü için sorar; kardeşlere pay vermez.

Dede ve nineyi, torunları, vâris olarak kardeşleri, amcaları, kuzenleri ya da başka akrabaları kapsamaz; anne karnındaki çocuk, kayıp kişi ya da aynı kazada ölen akrabalar gibi özel durumları da kapsamaz. Bu vârisler işe karıştığında hacb (engelleme) kuralları, ilmin bütününü bilen birini gerektirecek biçimde birbirine girer; hesaplayıcı tahmin yürütmek yerine bunu açıkça söyler.

Terekeden önce ne çıkar

Kimse mirasını almadan önce terekeden makul ölçüde cenaze ve defin masrafı, sonra ölünün borçları — eşine ödenmemiş mehir dahil — ve ardından vasiyet ödenir. Kur’an, Nisâ 4:11 ve 4:12’de paylaşımın vasiyet ve borçtan sonra yapılacağını dört kez tekrarlar. Âlimlerin çoğunluğu borcu vasiyetten önce öder, çünkü borç başkasının hakkıdır, vasiyet ise bir bağıştır. Vârisler arasında yalnızca geriye kalan paylaştırılır; yukarıya girilecek tutar da budur.

Vasiyette üçte bir sınırı

Müslüman, terekesinin üçte birine kadarını dilediği kişi ya da hayır işleri için vasiyet edebilir. Üçte biri aşan kısım, ancak vârisler ölümden sonra razı olursa geçerli olur. Zaten vâris olan birine, örneğin bir çocuğa fazladan para bırakan vasiyet de dört mezhebe göre ancak diğer vârislerin onayıyla geçerli olur.

Yani vasiyetle Kur’an’daki paylar değiştirilemez. Vasiyet, mirasçı olmayan birini gözetmek için kullanılır: anne ya da babası kendisinden önce ölmüş bir torun, üvey çocuk, muhtaç bir akraba ya da bir hayır kurumu. Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu bazı ülkeler, yetim torunlar için “vâcip vasiyet”i kanunlarına yazmıştır.

Belirlenmiş paylar

Nisâ 4:11 çocukların ve ana babanın, 4:12 eşlerin ve ana bir kardeşlerin, 4:176 ise ölen çocuk bırakmadığında kardeşlerin paylarını belirler. Bu hesaplayıcının kapsadığı vârisler için belirlenmiş paylar şöyledir:

Koca: karısı çocuk bırakmadıysa yarı, bıraktıysa dörtte bir (4:12). Eş: kocası çocuk bırakmadıysa dörtte bir, bıraktıysa sekizde bir; birden fazla eş bu payı eşit bölüşür (4:12). Oğul yokken tek kız: yarı. Oğul yokken iki ve daha fazla kız: üçte iki, ortaklaşa (4:11). Ayet “ikiden fazla” kızlardan söz eder; dört mezhep, iki kız kardeşe üçte iki veren 4:176 ile birlikte okuyarak iki kıza da aynı üçte ikiyi verir. Anne: çocuk ya da iki ve üzeri kardeş varsa altıda bir, yoksa üçte bir (4:11). Baba: çocuk varsa altıda bir (4:11), aşağıda anlatıldığı gibi asabe olarak da fazlası.

Bir durum, en lafzî okumadan farklı çözülür. Vârisler yalnızca eş ile anne ve babadan ibaretse, dört mezhep anneye terekenin tamamının değil, eşin payından sonra kalanın üçte birini verir; böylece baba anneden az almaz.

Asabe

Belirlenmiş payların arta bıraktığı kısım asabeye, yani erkek tarafından ölüye en yakın erkek akrabaya gider. En güçlüsü oğuldur. Oğul varsa çocuklar kalanı paylaşır; her oğul her kızın iki katını alır ve kızların artık belirlenmiş bir payı olmaz. Oğul yoksa asabe babadır; yalnızca kızlar varsa baba altıda birini alır, sonra kalanı da alır. Oğul da baba da yoksa kalan erkek kardeşlere, sonra onların oğullarına, sonra amcalara ve onların oğullarına geçer; bu hesaplayıcının paylaştırmadığı geniş çevre budur.

Paylar bütünü aştığında: avl

Bazen belirlenmiş kesirlerin toplamı bir terekeden fazla tutar. O zaman her pay oranla küçültülür; buna avl denir. Hz. Ömer’in halifeliğinden beri uygulanır ve dört mezhep de buna uyar.

Örnek: bir kadın, kocasını, iki kızını ve annesini bırakarak ölür. Kocanın dörtte biri 3/12, kızların üçte ikisi 8/12, annenin altıda biri 2/12 eder; toplam 13/12. Tereke on iki yerine on üç parçaya bölünür: kocaya 3/13, iki kıza birlikte 8/13, anneye 2/13. 130.000’lik bir terekede bu 30.000, 80.000 ve 20.000 demektir.

Paylar bütüne ulaşmadığında ve kalanı alan yoksa: redd

Belirlenmiş paylardan sonra bir şey artar ve asabe yoksa, artan kısım paylarıyla orantılı olarak belirlenmiş pay sahiplerine geri döner. Buna redd denir. Çoğunluğun görüşüne göre eş buna katılmaz. Bu Hanefî ve Hanbelî görüşüdür; Mâlikî ve Şâfiî mezheplerinin ilk görüşü artanı beytülmâle veriyordu, bu iki mezhebin sonraki âlimleri ise düzgün işleyen bir beytülmâl bulunmadığında reddi benimsedi.

Örnek: bir adam, annesini ve bir kızını bırakarak ölür. Annenin altıda biri ile kızın yarısı 4/6 eder; 2/6 artar ve asabe yoktur. Terekenin tamamı aralarında 1’e 3 oranında bölünür: anneye dörtte bir, kıza dörtte üç. Karısı da sağsa önce o sekizde birini alır; kalan sekizde yedi, anne ile kız arasında yine 1’e 3 oranında bölünür: 7/32 ve 21/32.

Oğul neden kızın iki katı alır

Kural Nisâ 4:11’in metnindedir: “erkeğe iki dişinin hissesi kadar.” Genellikle verilen açıklama, İslam hukukunda mali yükümlülüklerin paylaşımıdır. Koca, eşinin mehrini ödemek, eşinin ve çocuklarının nafakasını karşılamakla yükümlüdür; oğul da ana babasının ve evlenmemiş kız kardeşlerinin sorumluluğunu üstlenebilir. Kadının kendi malı, mehri ve mirası dahil, yalnızca kendisinindir ve onu evin geçimine harcamakla yükümlü değildir. Nisâ 4:34, erkeğin ailedeki rolünü malından yaptığı harcamaya bağlar.

İkiye bir, her erkek ve kadın için genel bir kural da değildir. Çocuk varken anne ve babanın her biri altıda bir alır (4:11); ana bir erkek ve kız kardeşler paylarını eşit bölüşür (4:12).

Kimler mirasçı olamaz

Dört mezhep, ölüyü haksız yere öldüren kişinin ona mirasçı olamayacağında ve Müslüman ile gayrimüslimin birbirine mirasçı olamayacağında birleşir. Gayrimüslim bir akraba yine de üçte bir sınırı içinde vasiyetle gözetilebilir.

Medeni hukuk terekeyi farklı paylaştırabilir

Yaşadığın yerde tereke bu paylara göre değil, medeni hukuka göre paylaştırılabilir. Türkiye’de miras Türk Medeni Kanunu’na göre bölünür; kanun kız ve erkek çocuklara eşit pay verir ve sağ kalan eşin payı Kur’an’daki paydan farklıdır. Pek çok ülkede geçerli bir vasiyetname yoksa medeni hukuk kendiliğinden uygulanır. Terekenin İslami kurallara göre paylaşılmasını istiyorsan, genellikle ülkenin hukukuna göre geçerli bir vasiyetnameye ihtiyacın olur; bunu iki hukuku da bilen bir avukatla hazırla. Bu sayfadaki sonuç eğitim amaçlıdır: hukuki bir hüküm değildir, hukuki ya da mali danışmanlık da değildir.