Ne zaman. Altından kalkacak yol göremediği bir borcun altındaki kişi için. Yüklendiği taahhüdü karşılayamayan birine öğretilmiştir ve yalnızca vade günü değil, sürekli okunan bir dua olarak söylenir.
Kelimeler. İkfinî bi-helâlike an harâmik. Fiil 'yetmek' anlamındaki kefâ'dır ve ardından an edatı gelir: 'helâlinle bana yet, haramından uzak tutacak şekilde'. Bu edat isteğin niteliğini değiştirir. Yeterli helâl gelir istemek değildir; insanı öbür kapıdan çevirmeye yetecek kadar helâl gelir istemektir. Borçlu olan, hangi kapının kastedildiğini bilir: faizli kredi, kestirme yol, sırf para için yapılan iş.
İkinci yarı. Ve agninî bi-fadlike ammen sivâk — 'lütfunla beni Senden başkasından müstağni kıl'. Burada da istek bir rakama değil, bir ilişkiye yöneliktir. İstenen; alacaklılardan, yüzüne bakarak borç veren akrabadan, seni aylıkla sahiplenen işverenden bağımsızlıktır. Ve bi-fadlike: benim kazancımla değil, benim kurnazlığımla değil.
İçinde olmayan. Ne bir miktar, ne bir vade, ne de borcun filan tarihte kapanacağına dair bir söz. Dua, istenen şeyin sırasını değiştirir: rakamdan önce özgürlük.
Duayla birlikte. Olağan sebeplerle beraber yürür: ödenebileni ödemek, alacaklıya durumu açıkça söylemek, kısılabilecek gideri kısmak. Bu sözler bunların hiçbirinin yerine konmamıştır.