Ne zaman. Sabah ve akşam, günlük zikrin içinde; ayrıca sekizinden biri fiilen sıkıştırdığı her anda. Bu uzun şeklidir; yalnızca ilk dördü anan kısa şekli de yaygın olarak okunur.
Kelimeler. Sekiz şey, dört çift hâlinde dizilmiş ve her çift tek bir sorunun iki yüzü. Hemm ve hazen: kaygı henüz olmamışa bakar, hüzün olmuş olana. İkisi birlikte zihnin zamanla yaptığı her şeyi kapsar. Acz ve kesel: biri yapamaz, öteki yapmak istemez; dışarıdan bakıldığında ikisi de aynı boş öğleden sonrayı üretir. Buhl ve cübn: cimrilik paranı, korkaklık kendini esirger; ikisi de elindekini vermeyi reddetmektir. Sonra dala'u'd-deyn ve galebetü'r-ricâl gelir.
Açmaya değer iki tabir. Dala', kaburgalardaki eğrilik, bükülmedir — borç burada bir rakam olarak değil, gövdeyi büken bir ağırlık olarak tarif edilir. Galebetü'r-ricâl ise 'insanların galebesi': seni zorlayabilecek kimselerin eli altına düşmek. Borcun hemen ardına konmuştur, çünkü borcun vardığı yer tam da orasıdır.
Neden sığınma, neden kurtarma değil. Her cümle eûzü bike'dir; 'beni kurtar' değil. Dua koruyucudur. İşleri yolunda olanın söylediği bir duadır; sekizini söylemenin en kolay, hissetmenin en zor olduğu vakit de odur.
Bir not. Bunu söylemek, üzerindeki borcu ödemenin yerine geçmez; özellikle son çift, insanın varmaması gereken yerin tarifi gibi okunur.