Ne zaman. Son lokmadan sonra, sofradan kalkmadan önce. Tabağın boşaldığı, dikkatin yemekten uzaklaştığı an — yani şükrün en kolay atlandığı an.
Kelimeler. Et'ameni ile razakanîhi aynı şeyi tekrar etmez. İt'âm doğrudan yedirmektir: ağza ulaşan lokma. Rızık ise o lokmayı oraya getiren bütün zinciri kapsar — yağmuru, toprağı, hasadı, onu satın alan kazancı, onu sindiren sağlığı. Cümle iki kez hamd eder: yemeğe ve yemeğin arkasında duran her şeye. Ardından min gayri havlin minnî ve lâ kuvveh gelir: 'benden bir güç ve kuvvet olmaksızın'. Havl durumu değiştirme imkânı, kuvvet ise ham güçtür; ikisi de tek nefeste kulun üzerinden alınır.
Bu inkâr neden tam buraya konmuş. Parayı kazanan, çarşıyı taşıyan, yemeği pişiren insan onu kendisinin ürettiğini hissetmekte haklıdır. Dua tam o noktada söylenir. Emeği yok saymaz; emeğin kendi kendine yeterli olduğunu yok sayar.
Yemeğin başındaki yarısı. Yemek besmeleyle açılır; unutup ortasında hatırlayan bismillâhi evvelehû ve âhirah der. İkisi birlikte yemeği süslemez, çerçeveler.
Sık karıştırılan. Bu, misafirin ev sahibine yaptığı dua değildir; orucu açarken okunan da değildir. Onlar ayrıdır ve bu dua tek başına eksiksizdir.