Ne zaman. Eşikte, tam çıkarken — ayakkabı giyilmiş, el kapıda. Ne hazırlanırken ne de sokağa çıkıldıktan sonra. Sözün bütün anlamı bir sınırı işaretlemesindedir: içerisi bilinen, dışarısı bilinmeyendir.
Kelimeler. "Tevekkeltü" geçmiş zaman kipidir: "güvendim", "güveneceğim" ya da "güvenmeye çalışıyorum" değil. Kökü olan v-k-l, "vekîl" kelimesini de verir; vekil, senin adına tasarruf etmek üzere tayin edilen kişidir. Dolayısıyla tevekkül bir çekilme değil, hâlâ karşılamaya çıktığın bir sonucun üzerine bir vekil tayin etmektir. Ardından "lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" gelir; iki kelime, çeviride çoğu zaman tek anlama indirgenir. "Havl" dönmek ve dönüştürmek kökündendir: durumu değiştirme, onu başka bir hâle çevirme gücü. "Kuvvet" ise değiştirdikten sonra taşıyıp sürdürme gücüdür. Cümle böylece hem değiştirme hem sürdürme gücünü kişiden alır ve ikisini birlikte Allah'a döndürür.
Üç cümlenin sırası. Önce isim, sonra tevekkül, sonra kendi gücünden teberri. Sıralama inişlidir: Allah'ın adı, sonra benim fiilim, sonra yanımda getirdiğimin hiçlik olduğunun itirafı. Bunu bu sırayla söyleyen, kapının ürettiği tedirginliğin yarısını daha çıkmadan bitirmiştir.
Dönüşte. Eve girerken okunan bir karşılığı vardır; girerken, çıkarken ve yemekte Allah'ın adı anılır. Böylece aynı eşik aynı isimle iki kez geçilir.
Sık karıştırılan. Evden çıkarken okunan daha uzun bir dua daha vardır; sapmaktan, kaymaktan, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sığınmayı içerir. O ayrıdır. Bu ise insanların her sabah gerçekten söyleyebildiği kısa olanıdır.