Ne zaman. Genel bir duadır; özellikle insanın muhasebeye oturduğu anlara yakışır: bir hastalık, biten bir yıl, alınan bir teşhis, uzun bir işin sonu. Uzunluğu değil, sonu sorar.
Kelimeler. Anahtar kelime âkıbet'tir. Kökü 'arkadan gelmek' fiilini verir; aynı kökten akib, yani topuk gelir. Âkıbet, sonradan gelen ve bir işin ne olduğunu nihayet belirleyen şeydir. Ahsin âkıbetenâ demek, iyi bir orta değil, iyi bir son istemektir; fi'l-umûri küllihâ — 'bütün işlerde' — kaydı ise duayı, kişinin bugün kaygılandığı işlerle sınırlamayı reddeder. Sonra hızy gelir: acı ya da kayıp değil, rezil olmak, insanların önünde küçük düşmek. Ona ahiretteki azap eşlik eder. İki şer, her âlemde bir tane; her biri kendi âlemine yakışan kelimeyle anılmış.
Neden son, neden uzunluk değil. Gündelik dil uzun ömrü iyi sonuç sayar. Bu cümle sıralamayı sessizce değiştirir: değer, işin nasıl bittiğindedir. İstenen, kısa da olsa güzel biten bir iştir; sığınılan ise uzun da olsa kötü bitendir.
Çoğul kip. Bütün fiiller 'biz'dir, 'ben' değil. Olduğu gibi söyleyen kişi ev halkı ve kendisiyle aynı hâlde olan herkes için istemiş olur; kendini ayrı tutamaz.
Bir not. Ne bir sonuç tayin eder ne de bir yıl sayısı. Yalnızca, ne geliyorsa güzel bir sonla gelmesini ister.