Ne zaman. Kapanmamış bir tartışmanın ardından, akrabalar arasındaki bir küskünlükte ya da hane için sürekli okunan bir dua olarak. Kaynağı ev içi değil cemaatle ilgilidir; bunu bilmek anlamlıdır.
Sözcükler. Ellif beyne kulûbinâ — kökü ülfet: yakınlık ve birbirine ait olanların birleşmesi. Nesneye dikkat edin: davranışlar değil, kalpler. Anlaşmazlığın çözülmesi ya da kimin haklı olduğunun gösterilmesi istenmez. Altta yatan sevgi istenir; çünkü tutumların kalplerin ardından geldiği varsayılır, tersi değil.
Aslih zâte beyninâ birebir çevrilemeyen bir deyimdir. Zâte beyninâ, "aramızdakinin hali" demektir — ilişkinin kendisi, iki taraftan ayrı, kendi hali olan bir şey gibi ele alınır. Onarılması istenen taraflardan biri değil, aralarındaki boşluktur.
Nereden geliyor. Bu sözler, namazda safları düzeltirken okunan duaya aittir; orada kalplerin birbirinden ayrılması gerçek bir tehlike olarak anılır. Aileye taşınması doğaldır: hane, var olan en küçük cemaattir.
Üçüncü cümle. Sübüle's-selâm — barışın yolları, çoğul. Bir küskünlükten çıkışın tek yolu yoktur; dua bir tanesini adlandırmak yerine onlara iletilmeyi ister.
İstenmeyen. Kimsenin düzeltilmesi, kırılması ya da yola getirilmesi istenmez. Bu yokluk, duanın edebidir.