Ne zaman. Sabahleyin; yaygın olarak sabah namazının hemen ardına bağlanır — yani rızkın fiilen aranacağı günün başında. İşe çıkmadan önce söylenecek kadar kısadır ve asıl yeri orasıdır.
Kelimeler. "İlmen nâfian": bilgi, eleme işini yapan bir sıfatla kayıtlanmıştır. "Nâfi", fayda veren demektir; yani istenen daha çok malumat değil, bir şeyi değiştiren türdür. Bu, öbür türün de var olduğunu ve yıllarca biriktirilebileceğini sessizce kabul eder. "Rızkan vâsian" ise en sık yanlış çevrilen ifadedir. "Vâsi" çok demek değildir; geniş, ferah, payı olan demektir. İstenen büyük bir meblağ değil, alandır: ayın son gününe kadar hesaplanmak zorunda kalınmayacak kadar. "Rızk" da paradan geniştir; kişiye ulaştırılan her şeydir — sağlık, iş, aile ve vakit bu kelimenin içindedir.
Üçüncü istek konuyu değiştirir. İlim ve rızkın ardından, hiçbir geçiş yapılmadan "şifâen min külli dâ" gelir. Etkisi bir ölçü hatırlatmasıdır: ayağa kalkamayan biri için ilk ikisi hiçbir şey etmez.
Üçü de açık uçludur. İlim için bir konu, rızık için bir miktar, şifa için bir hastalık adı geçmez. Bu kadar dar tanımlanmış istekler çoğu zaman, kişinin çoktan yaptığı bir planın onaylanması talebidir. Bu dua ayrıntıyı ait olduğu yerde bırakır.
Yapmadığı şey. Zenginlik istemez; bu alandaki duaların istediği "ğınâ", yani muhtaç olmama hâlidir. Hidayet, takva, iffet ve ğınâ duasıyla birlikte okununca, bunun aynı tutumun pratik yarısı olduğu görülür.