Ne zaman. Bunlar bir dua değil, Kur'an ayetleridir; insanlar bunlara hesabın tutmadığı yerde tutunur: kapanmayan ay, biten iş, ödeme kaynağı görünmeyen borç. Hatırlatma olarak okunur; kişi ardından kendi diliyle ister.
Kelimeler. Yetteki fiili, korumak anlamındaki v-k-y kökünden gelir. Takva ürkme anlamında korku değildir; kendinle zarar arasına bir örtü koymaktır ve kastedilen zarar, başına gelen değil, senin yaptığındır. Sonra mahrec gelir: bir mekân ismi, 'çıkış yeri'. Genel bir ferahlık değil, insanın içine düştüğü belirli kuşatmadan bir gedik. Min haysü lâ yahtesib ise saymak, hesap etmek anlamındaki hisab'tandır: hesaba katmadığı yönden. Yani yalnızca beklenmedik değil — kişinin kurduğu ihtimaller listesinde hiç bulunmayan.
Şart neye bağlanmış. Ayetler çıkışı ve rızkı takvaya bağlar, kendilerinin okunmasına değil. Bunu net söylemek gerekir; çünkü ikisi çoğu zaman sessizce yer değiştirir. Okumak kalbi sabitler; metinde anılan şart ise kişinin davranışıdır.
Nerede. Kur'an'da, Talâk suresinde (65:2-3); ayrılık hükümlerinin, nafakanın ve iddetin ortasında — yani insanların hem maddi hem şahsi olarak en savunmasız olduğu bir bahsin tam içinde.
Bir not. Ayette zamanlama yoktur. Çıkış vaat edilmiştir, takvim edilmemiştir.