Ne zaman. İkindiden gecenin girmesine kadar; çoğu kişi ikindi ile akşam arasında okur. Sabah okunan bir ikizi vardır ve ikisi günü iki ucundan kavrar.
Sözcükler. Emseynâ tek bir fiille, başka dillerin bütün bir cümleye ihtiyaç duyduğu şeyi söyler: "akşama erdik". Sabahki karşılığı asbahnâ'dır. Sonra aynı fiil başka bir özneyle tekrarlanır — emse'l-mülkü lillâh — ve mülk de akşama ermiş olarak anlatılır. Kul ile Allah'ın mülkü aynı cümleye, aynı saate konur; ikisinden yalnız biri değişir.
el-Mülk burada fiilî sahiplik ve geçerli tasarruftur, şeref payesi değil. Akşam vakti, insan günün ne kazandırıp ne götürdüğünü hesaplarken söylenmesi, defterin düzeltilmesidir.
Neden akşam. Gün, tortusuyla biter: aksayan, yarım kalan, yarına devrolan. Zikir bunların hiçbirine değinmez. Yalnızca kapanan günün kime ait olduğunu yeniden bildirir — ki bu hiç tartışmalı değildi.
Tevhid cümlesi. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh süs niteliğinde bir kapanış değildir; İslam'a girişin cümlesidir ve günün sonuna yerleştirilmiştir. Böylece akşamın son hesabı, inancın ilk maddesi olur.
Uygulamada. Akşam zikirlerinin sayfalarca süren uzun derlemeleri vardır. Bu, en kısalarındandır; yorgun bir akşamda dilde kalan da odur.