Dualar ve Zikirler

Yolculukta Yüksek ve Alçak Noktalarda

Yolculuk

كَانَ النَّبِيُّ ﷺ إِذَا عَلَوْا كَبَّرُوا وَإِذَا نَزَلُوا سَبَّحُوا — اللَّهُ أَكْبَرُ، سُبْحَانَ اللَّهِ

Okunuş

Allahu Akbar (when ascending), Subhanallah (when descending)

Anlam

Peygamber ﷺ yükseğe çıkınca 'Allahu Ekber', aşağı inince 'Subhanallah' derdi.

Kaynak: Abu Dawud 2599 · Sahih

Bu dua hakkında

Ne zaman. Yolda, arazinin şekline göre: yokuş çıkarken tekbir, inerken tesbih. Peygamber'in ve beraberindekilerin yolculuk âdetiydi; manzarayı bir hatırlatma dizisine çevirir. Bugün de tırmanan bir yolda, pistten kalkan bir uçakta, vadiye inişte tutulabilir.

İki kelime. Yer değiştiremezler; eşleştirme incedir. Allahu ekber bilerek tamamlanmamış bir kıyastır — daha büyük, ama neyden olduğu söylenmez — ve tam da yolcunun kendisinin yükseldiği, manzarasının genişlediği anda söylenir. Yükseklik, insanın kendini büyük hissettiği yerdir. Sübhânallah ise tenzihtir: Allah'ı her eksiklikten uzak tutmak. İnişte, toprağın daraldığı, yolcunun kendini küçük ve aşağıda hissettiği yerde söylenir. Her kelime, arazinin ürettiği duyguyu düzeltir.

Neden tersi değil. Ters çevrilseler durumu yanıtlamak yerine ona iltifat etmiş olurlardı. Büyüklüğün anılması, kulun kendini büyük sanmaya en yakın olduğu yere aittir; Allah'ın her alçaklıktan münezzeh oluşu ise kulun kendisinin alçaldığı yere. Kelimeler onaylamaz, iter.

Sesin ölçüsü. Sahabeye vadiye bağırmak yerine kendilerine acımaları, sesi ölçülü tutmaları söylendi; çünkü seslenilen zat ne uzaktadır ne de işitmez. Bu, bugünkü şeklini de belirler: topluca atılan bir slogan değil, söylenen bir zikirdir.

Bir not. Sayı bağlanmamıştır. Her çıkışta bir, her inişte bir; şekli budur.

Yolculuk