Ne zaman. Bineğe, arabaya, uçak koltuğuna yerleştikten sonra ve hareket etmeden önce. Ne eşya toplarken ne de yol başladıktan sonra. Daha tam nakledilen şeklinde önünde üç kez tekbir vardır; yani söz, yolcu kıpırdanmayı bıraktıktan sonra başlar.
Kelimeler. Bunlar Zuhruf suresinden iki ayettir (43:13-14) ve yolcunun ağzına konmuştur. "Sahhara", bir şeyi boyun eğdirmek, kendi ölçüsüne rağmen başkasının hizmetine vermek demektir. "Mukrinîn" ise denk olmak, akran sayılmak kökünden gelir; dolayısıyla "mâ künnâ lehû mukrinîn" yalnızca "bunu yapamazdık" değil, "biz ona hiçbir zaman denk değildik" demektir. Hayvan binicisinden güçlüdür; makine, bir bedenin alt edebileceği bir şey değildir. İtiraf edilen, bir zahmet değil, bir ölçü farkıdır.
Son kelime. "Lemunkalibûn", bir şeyi ters çevirmek anlamındaki k-l-b kökündendir; inkılâb, dönüş ve tersine çevriliştir. Yolculuğun gerçek sonu, biletin yazdığı yer değil, Rabbe dönüştür. Cümle böylece her seyahati, daha büyük bir yolculuğun provası olarak yeniden sınıflandırır.
Dönüş yarısı. Dönerken okunan ayrı bir dua vardır: âyibûne tâibûne âbidûne li-Rabbinâ hâmidûn. İkisi yolculuğu çerçeveler: gidiş sözü yolun kimin olduğunu, dönüş sözü dönenin kim olduğunu söyler.
Mesafe üzerine. İçinde mesafeden söz edilmez. Kıtalar aşan da, çocuğunu okula bırakmak için kontağı çeviren de aynı iki ayeti okur.